Rönesans Holding, uluslararası inşaat sektörünün en önemli referanslarından biri kabul edilen Engineering News-Record’un (ENR) “Dünyanın En Büyük 250 Uluslararası Müteahhidi” 2026 listesinde bir kez daha ilk 50 şirket arasında yer aldı. Böylece Rönesans, bu başarıyı 11 yıldır kesintisiz şekilde sürdürmüş oldu.
Şirketlerin kendi ülkeleri dışındaki projelerinden elde ettiği gelirleri esas alan ENR sıralaması, yalnızca şirketlerin ölçeğini değil, farklı coğrafyalarda iş geliştirme, proje üstlenme ve küresel rekabette kalıcı olabilme gücünü de ortaya koyuyor.
30 yılı aşkın süredir uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren Rönesans, bugüne kadar yaklaşık 40 ülkede 1.000’den fazla projeye imza attı. Şirketin uluslararası projelerden elde ettiği toplam gelir ise 50 milyar dolara ulaştı.
Rönesans’ın küresel büyüme yolculuğu yalnızca üstlendiği projelerle sınırlı kalmıyor. Şirket, Türkiye’de yerleşik üretici ve taşeronlarla kurduğu iş birlikleri sayesinde Türk mühendisliğinin, yapı sektörünün ve hizmet ihracatının uluslararası pazarlarda daha görünür hale gelmesine de katkı sağlıyor.
Küresel Yolculuk 2006’da ENR Listesiyle Yeni Bir Boyut Kazandı
Rönesans, ENR’nin uluslararası müteahhitler listesine ilk kez 2006 yılında 86’ncı sıradan girdi. Aradan geçen yıllarda şirketin faaliyet gösterdiği coğrafya genişlerken proje ölçeği ve mühendislik kabiliyeti de önemli ölçüde büyüdü. Bugün yaklaşık 40 ülkede faaliyet gösteren şirket, son 11 yıldır aralıksız şekilde dünyanın en büyük 50 uluslararası müteahhidi arasında yer alıyor. Bu süreçte Rönesans’ın uluslararası projelerde ulaştığı 50 milyar dolarlık gelir, şirketin küresel inşaat pazarındaki büyüklüğünü ortaya koyarken, uzun yıllara yayılan istikrarlı büyümenin de önemli göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Uluslararası projelerinde Türkiye’de yerleşik yaklaşık 3.000 üretici ve 500 taşeron firma ile çalışan Rönesans, bu iş birlikleri aracılığıyla Türkiye’den yurt dışındaki projelere 2 milyar doların üzerinde mal ve hizmet taşıdı. Şirketin uluslararası projelerinde bugüne kadar 3.500’ü mühendis ve mimar olmak üzere 28.853 Türk çalışan görev aldı. Aynı projelerde istihdam edilen toplam çalışan sayısı ise 271 binin üzerine çıktı. Dr. Erman Ilıcak: “11 Yıldır Dünyanın En Büyük 50 Uluslararası Müteahhidi Arasındayız”
Rönesans Holding Onursal Başkanı Dr. Erman Ilıcak, şirketin 30 yılı aşan uluslararası yolculuğunu değerlendirirken, ENR listesindeki istikrarın yalnızca finansal büyüklükle açıklanamayacağını vurguladı. Ilıcak, son 11 yılda küresel inşaat sektörünün pandemi, savaşlar, enerji krizi ve değişen finansman koşulları gibi birçok önemli sınavdan geçtiğini belirterek, Rönesans’ın farklı pazarlardaki değişimlere hızlı şekilde uyum sağladığını ifade etti. Şirketin asıl gücünün farklı coğrafyalarda aynı çalışma kültürünü sürdürebilmesinden geldiğini belirten Ilıcak, Rönesans’ın başarısının arkasında mühendislerden mimarlara, finans ekiplerinden iş ortaklarına kadar geniş bir organizasyon bulunduğuna dikkat çekti.
Ilıcak ayrıca, 50 milyar dolara ulaşan uluslararası proje deneyimi ile ENR listesindeki kesintisiz başarının şirket açısından gelecek dönem için daha büyük bir sorumluluk oluşturduğunu ifade etti.
Avrupa’nın En Yüksek Binasından Dev Altyapı Projelerine
1993 yılında yurt dışında başlayan Rönesans’ın uluslararası yolculuğu bugün Avrupa’dan Orta Doğu’ya, Orta Asya’dan Afrika’ya uzanan geniş bir coğrafyayı kapsıyor.
Şirketin proje portföyünde ileri mühendislik gerektiren çok sayıda yapı ve altyapı yatırımı bulunuyor. Avrupa’nın en yüksek binası Lakhta Center, İsviçre Alpleri’nin altından geçen Gotthard Base Tüneli ve Hollanda’nın en uzun karayolu tünellerinden Gaasperdammertunnel bunlardan bazıları.
Rönesans ayrıca Türkmenistan’da doğalgazdan benzin üretim tesisi gibi yüksek teknoloji ve mühendislik gerektiren endüstriyel projelerde de görev aldı.
Bu projeler, şirketin yalnızca konvansiyonel inşaat faaliyetlerinde değil; yüksek katlı yapılar, ulaşım altyapısı, enerji ve endüstriyel tesisler gibi farklı alanlarda da uluslararası deneyime sahip olduğunu gösteriyor.
Türkiye’den Dünyaya Uzanan Bir Değer Zinciri
Rönesans’ın yurt dışındaki faaliyetlerinin ekonomik etkisi, şirketin doğrudan proje gelirlerinin ötesine geçiyor. Uluslararası müteahhitlik sektörü; mühendislik, mimarlık, finans, hukuk, lojistik, teknoloji ve yapı malzemeleri gibi birçok farklı sektörü aynı proje ekosistemi içerisinde buluşturuyor.
Rönesans da uluslararası projelerinde Türkiye’de yerleşik yaklaşık 3.500 üretici ve taşeron firma ile çalışarak bu ekosistemin büyümesine katkı sağlıyor. Şirket, yalnızca son 10 yılda Türkiye’den yurt dışındaki projelerine 2 milyar doların üzerinde mal ve hizmet satın alımı gerçekleştirdi. Bu yapı sayesinde Türk üreticileri yeni pazarlara ulaşırken, mühendisler, mimarlar ve yöneticiler de dünyanın farklı noktalarındaki büyük ölçekli projelerde uluslararası deneyim kazanma fırsatı elde ediyor. Dolayısıyla Rönesans’ın yurt dışındaki faaliyetleri yalnızca inşaat hizmeti ihracatı anlamına gelmiyor. Aynı zamanda Türkiye’nin mühendislik bilgisi, üretim kapasitesi, insan kaynağı ve proje yönetimi deneyimi de farklı ülkelere taşınıyor.
Avrupa’daki Büyüme Stratejisi Devam Ediyor
Avrupa, Rönesans’ın uluslararası büyüme stratejisinde önemli bir konumda bulunuyor.
Şirket, 2009 yılında Avusturyalı inşaat şirketi PORR’un yüzde 10 hissesini satın alarak Avrupa pazarındaki büyümesinin önemli adımlarından birini attı. Bu yatırımı 2013 yılında Alpine Bau grubunun bir iştiraki, 2014 yılında Almanya’nın köklü mühendislik şirketlerinden Heitkamp ve 2015 yılında Hollandalı inşaat şirketi Ballast Nedam’ın satın alınması izledi.
Rönesans bünyesine katılmasının ardından yeniden yapılanma sürecinden geçen Ballast Nedam, yaklaşık üç yıl içerisinde yeniden kârlı bir yapıya kavuştu. Bugün Rönesans, Avrupa’daki şirketleri, mühendislik kabiliyeti ve üstlendiği projelerle bölgedeki varlığını sürdürürken, ENR sıralamalarında da Avrupa’nın önde gelen uluslararası müteahhitleri arasındaki konumunu koruyor. Rönesans’ın 11 yıldır kesintisiz şekilde ENR’nin ilk 50 uluslararası müteahhidi arasında yer alması, şirketin farklı ekonomik koşullar ve değişen pazar dinamikleri karşısında sürdürülebilir bir büyüme modeli oluşturduğunu gösteriyor.





