Kentsel Dönüşüme Sosyolog Bakışı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, belediyeler ve inşaat sektörünün ana gündem maddesi kentsel dönüşüme ilişkin sosyologlar da devreye girdi.

Kentsel Dönüşüme Sosyolog Bakışı
03.09.2017 - Pazar

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, belediyeler ve inşaat sektörünün ana gündem maddesi kentsel dönüşüme ilişkin sosyologlar da devreye girdi.

Kentsel dönüşüme ilişkin düşüncelerini aktaran Sosyologlar, Türkiye'de kentsel dönüşümün geleceğini öngörebilmek için sanayileşme sürecine bakmanın önemine işaret ederek, "En basiti, şu an ülkemizde kentsel dönüşümü tartışıyor olmamızın toplumsal ve tarihsel arka planında, ülkemiz sanayileşirken atılan en iyimser ifadeyle plansız, daha doğru bir ifadeyle yanlış adımlar yer almaktadır. Tersinden bakacak olursak, ülkemizde sanayileşme, gelişmiş ülkelerin sanayileşmesi gibi doğru şekilde planlanmış olsaydı, belki bugün biz kentsel dönüşümü tartışmayacaktık. Dolayısıyla, ülkemizde sanayileşme ile kentleş(eme)me ve nihayetinde kentsel dönüşüm bir arada ele alınması gereken konulardı" ifadelerini kullanıyor.

Sosyolog Faruk Özcan, Türkiye'de kentsel dönüşümde teşhisin doğru olduğunu tedavide ise eksik ya da yanlışlar olduğunu söylüyor. Kentsel dönüşümün gerekçeleri arasında depremle ilişkili yapı kalitesizliğinin doğru olduğunu aktaran Özcan, "Tedavinin hastayı ayağa mı kaldıracağı, yoksa büsbütün yatağa mı mahkum edeceği belirsizdir. Hastalık bunca tartışılırken, tedavi yeterince tartışılmamaktadır. Bu ise bildiğimiz, kervan yolda düzülür mantıksızlığının kentsel dönüşüme yansıması olmaktan öteye gitmemektedir" şeklinde konuşuyor.

GEÇMİŞTEN DERS ÇIKARMALIYIZ

Tedavide piyasanın insafına bırakılmış bir durumun söz konusu olduğuna dikkat çeken Özcan, "Böyle olunca da, istisnalar haricinde sadece parsel bazında dönüşüm olur. Bu da, zinhar kentsel dönüşüm olmaz, sadece karlı caddelere cepheli parsellerin dönüşmesiyle rantsal dönüşüm iddialarını doğrulayan bir yangından mal kaçırma şeklinde olur. Ülkemize de, şehirlerimize de, hepimize de yazık olur. Şu an olan da budur. Yoğunluk artışı, inşaat sektörünün sebep olduğu çevre kirliliğinin adıydı. Burada gecikmeden en doğru şekilde başlayıp bitirmemiz gereken kentsel dönüşüm konusunda ülkemiz sanayileşme sürecine bir kez daha bakarak devam edelim. Sanayileşmenin çevre kirliliğine neden olabilen atık çıkardığını fark edene kadar, ülke olarak çevre kirliliği şeklinde çok ağır bir bedel ödedik. Kentsel dönüşümün de tıpkı sanayileşme gibi zararlı bir atık çıkardığını fark etmemiz için yine çok ağır bir bedel ödememize gerek kalmamasını umuyoruz. Ülkemizde kentsel dönüşümün finansmanında, emsal artışının kolaycı bir çözüm olarak doğru bilinen bir yanlışa dönüşmüş olması, kentsel dönüşümün yarattığı zararlı atık olarak yoğunluk artışının ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Çünkü yoğunluğu arttırıp altyapı ve sosyal olanakları arttırmamak, dönüşüm adı altında kentlerimizi yaşanmaz kılacaktır. Nasıl ki imalat sanayinden sebep olduğu çevre kirliliğinin faturasını devlete yıkmayıp azaltmak için baca filtresi kullanmalarını, arıtma tesissi kurmalarını, bunları yapmazlarsa da cezalandırılmalarını istiyorsak, inşaat sektöründen de kentsel dönüşümde sebep olduğu yoğunluk artışının kentte yarattığı sorunların faturasını devlete yıkmayıp, olumsuz etkilerini azaltmalarını ve mümkünse bertaraf etmesini istemek durumundayız" değerlendirmesinde bulundu.

DEVLET PLANLASIN ÖZEL SEKTÖR UYGULASIN

Kentsel dönüşümün devlet tarafından planlanarak özel sektöre uygulatılması gibi bir öneride bulunan Özcan, "Burada Devletin sosyal ve teknik olmak üzere iki alanda yapacağı planlama, kentsel dönüşümün tüm seyrini değiştirebilecektir. İlk olarak, riskli yapıların yoğun olduğu yerlerde yapılacak olan mahalle bazındaki emsal artışı yapılır. Ardından oluşacak olan yoğunluk artışının gerektirdiği ilave eğitim, sağlık, din, kültür, yol ve altyapı gibi sosyal ihtiyaçları da karşılayacak şekilde belediye tarafından planlanır. İkinci olarak da, yapılacak yapıların depreme karşı artık güvenli olabilmesi için taşımaları gereken teknik özelliklerin, kentsel dönüşüm yapılacak olan mahallerde teknik şartnamelere işlenmesi de bir o kadar önemlidir. Yoksa, beklenen depremi karşılayacak teknolojileri içermeyen, büyük alanlarda yapılmayan, hele hele parsel bazındaki her kentsel dönüşüm, istisnalar haricinde şehrin bağrına hançer saplamaktır. Dolayısıyla parsel bazındaki her kentsel dönüşüm, benden sonrası tufan yaklaşımıdır ve kabul edilemez" ifadelerini kullandı.

Fırsat Projeleri